Geleceğin Gıda Teknolojileri: Kurutma ve Rehidrasyon

Dünya genelinde tarlada yetiştirilen gıdaların neredeyse %30’u daha tarladan soframıza gelene kadar israf ediliyor. Bu oran ülkemizde %40-50’lere varabiliyor. Bunun temel nedenleri çok faktörlü. Hasat sırasında kullandığımız teknolojilerden başlıyor, hasat sonrası taşımacılık, depoculuk, satış yerlerine taşıma, market faaliyetleri gibi bir dizi ve çok iyileştirilmesi gereken sürecin bir sonucu aslında bu israfın kendisi.

Giderek derinleşen gıda israfının engellenmesinin başında da aslında tarla sofraya ulaşmadan önce sebze ve meyveyi daha hasadın yakınlarında kurutabilmek. Bu yöntem sadece israfın önüne geçmekle kalmıyor, ayrıca gelecek adına yaşanacak “sınırda karbon düzenlemesi” ve “yüksek karbon ayakizine sahip gıdaların azaltılması” düzenlemesine de bir hazırlık yapılmış oluyor.

Meyveler ve sebzeler aslında içerik yönünden %80’nin üzerinde su içeriyor. Ve milyonlarca ton sebze/meyvenin içeriğindeki bu suyun uzaklaştırılması, taşımacılıkta giden yakıttan, raf ömrüne kadar bir çok problemin de doğrudan çözümünü bizlere sunuyor.

Kurutma aslında basit gibi görünen ama gelecek adına içerisinde bir çok inovasyonu da içeren bir uygulama. Kurutma enerjisinin yerel kaynaklardan ve geri dönüşümlü olarak kazanılması, eğer varsa güneş enerjisi ile kurutulmanın sağlanması örneğin ya da ısı pompalı kurutma teknolojileri gibi ısı enerjisi üretmenin daha ekonomik yollarının varlığı, kurutmayı çok iyi yerlere taşıyabilir.

Ayrıca yenilikçi dondurarak kurutma (freezedrying) gibi çok özel teknolojilerde kullanılan enerjinin güneş panelleri, rüzgar enerjisi, nükleer enerji (Yeni Nesil Küçük Modüler Reaktörler) gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanması hepimizi geleceğe taşıyabilecek özellikler taşıyor.

Kurutmanın özellikle elektroporasyon (Pulsed-Electrical Field) ya da soğuk plazma teknolojileri gibi “meyve/sebze ön işleme” teknolojileri ile desteklenmesi, hem kurutma verimini arttıyor, hem de kurutmanın niteliğini çok yukarıya taşıyor.

Ve benim özellikle gençlerin üzerinde durması gerektiğine inandığım teknolojilerden biri de “REHYDRATION” teknolojileri. Yani meyve/sebze nemi %10’un altına düştükten sonra “kurutulmuş” sayılıyor evet ama sonrasında bizim onu tüketmemiz için ya ağzımızda ıslatmamız, ya da su içeren bir yiyeceğin içerisine katmamız gerekiyor. İşte tam olarak burada, kurutulmuş meyvenin gerçekçi bir şekilde su almasını sağlayabilecek (kurutma sırasında belki eklenen bir biyopolimerle) teknolojiler geliştirilebilir. Rehidrasyon yani suyu geri kazanma ve tazeliğinin yenilikçi bir şekilde hissedilmesi, kurutulmuş sebze/meyve sektöründe zemin kırıcı bir özellik taşıyabilir.

Buna benzer teknolojiler aslında özellikle meyvelerin “şekerlendirilmesinde” ve tadının saklanmasında “infüzyon” teknolojisi kullanılarak gerçekleştiriliyor. Meyveler kururken içlerine elma konsantresi gibi yoğun bir solüsyonla muamele edilip, meyveler daha sonra kurutuluyor (Mısır Çarşısında gezerken, gördüğünüz tüm meyve kuruları böyle).

Gelecek, heyecan verici..

Geleceğin teknolojileri ve üretimleri için anlık gelişmeleri aşağıdaki adreslerden takip edebilirsiniz:

https://www.linkedin.com/in/can-kayacilar

https://www.linkedin.com/company/localvore-biotechnology/?viewAsMember=true


Can KAYACILAR sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın

Can KAYACILAR sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Gelecek adına fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Can KAYACILAR'a destek için aşağıdaki simgeden aylık ödeme destek talebinde bulunun.

Okumaya devam et