
Antioksidanlar ve etkileri üzerine yıllardır çalışıyorum. Moleküler etki mekanizmaları, bizler üzerinde zaman içerisindeki olası yan etkileri vs. Bir dünya bunun gibi bilimsel konuları hem araştırmışımdır, hem de insanlar üzerinde gözlemlemişimdir. Açık ara şunu söylemek istiyorum: Yüksek dozlarda bile güvenli, ömür boyu kullanıma uygun en güçlü antioksidan kaynağının “mor meyveler” olduğunu söyleyebilirim. Mor meyvelerin tüketim trendinin asla bitmeyeceğine inananlardanım. Ve artan iklim krizinin özellikle mor meyvelerin üretimlerini arttıracağını, sıcaklığa ve kuraklığa dayanıklı mor orman meyvesi türlerinin yaygın bir şekilde üretilebileceğini düşünenlerdenim.
Ben biraz daha konuyu bilimsel olarak açıklamak istiyorum. Mor meyvelere rengini veren bileşenler “antosiyaninler” olarak biliniyor bilimsel dünyada. Antosiyaninler aslında 600’ü aşkın farklı bileşenden oluşan kocaman bir aile. Tam da bu nedenle mor meyvelerdeki renk çeşitliliğini sağlayabiliyorlar. Antosiyaninler bitkiler açısından bakıldığında aslında bitkilerin zor zamanlarında meyvelerini korumak için sentezledikleri, güneşin o muhteşem gücünü kendi içerisinde barındırtan özelliklere sahip.
Mor renk, asırlar boyunca aslında her zaman zenginliğin, bolluğun, sağlığın rengi olarak kullanılmış. Geçmiş dönemdeki krallıklara baktığınızda, özellikle bayrak renklerinin mor renk olduğunu net bir şekilde görebilirsiniz. Meyvelerde de mor renk, aslında antioksidanların sentez yolaklarında varabilecekleri en son nokta. Ne demek istediğimi aslında aşağıdaki görselle anlatmak istiyorum.

Aslında özellikle polifenol yapıdaki antioksidanların ana kaynağı vücudumuzdaki proteinlerin de temel bileşeni olan “aminoasitler”dir. Örneğin nerdeyse tüm o renkli bileşenler yani antosiyaninler bitki tarafından tek bir aminoasitten türevlendirilerek oluşturulmakta. Hepsinin ana kaynağı “fenilalanin”aminoasidinden farklı enzimlerle ileri dönüştürülerek sentez ediliyor olması. Cyanidin, delfinidin, petunidin vs. bunların hepsi aslında bizim meyvelerde mor olarak gördüğümüz renkler. Sentez yolağını takip ederseniz, öncelikle bildiğimiz temel ve renksiz antioksidanlara (cinnamic acid, naringenin gibi) sonrasında da renkli antioksidanlara çevriliyor 8-10 basamaklı enzimatik reaksiyonlar ile. Daha da detayını merak ediyorsanız, şu bağlantıda bulunan makaleyi okuyabilirsiniz: https://www.mdpi.com/1422-0067/22/20/11116
Yani aslında antioksidanların “kraliçesi/kralı” kim derseniz, tam olarak antosiyaninler dememin asıl nedeni bu. Nasıl ki bitkiler aleminin en tepesinde “orkideler” yer alıyor, antioksidanların da en gelişmiş versiyonları bana kalırsa antosiyaninler. Mesela tam da bu nedenle her bitki bu bileşenleri sentezleyemiyor. Örneğin, neredeyse her bitkide gallik asit, kateşin gibi temel antioksidanlar var.. Çimde de var, çayda da.. Ama mor antioksidanlar çok yaygın bir dağılıma sahip değil. Hele ki mor meyveler, adı üstünde orman meyveleri çok ama çok değerli sağlığımız için.
Mor antioksidanlar temelde sağlık adına neler yapıyor derseniz, benim için en önemli birkaç tanesini saymak istiyorum. Öncelikle tüm mor meyveler, kan şekerini düzenlemede müthiş rol oynuyor. Ama bu düzenleme şeker düşürme yönünde değil. Yani bir tarçın gibi kan şekerini tehlikeli düzeylerde düşürmüyor. Örneğin, 1 ay boyunca düzenli tüketimde kan şekeri dengesizliklerinin ortadan kalkmasını sağlıyor. Yani yemeklerden 2 saat sonra karnınız deli gibi acıkmıyor ya da acıkınca eliniz ayağınız titremiyor. Bu özelliğinden dolayı aslında pre-diyabet dediğimiz kan şekeri bozukluklarının üstesinden gelmek için birebir.
Benim için ikinci ve en önemli özelliği ise psikolojimizle ilgili. Çünkü antosiyaninler, beynimize de etki ediyor. Ve stresimizin azaltılmasında, beynimizin daha iyi çalışmasında, yaşama daha pozitif ve motive bakmamızda inanılmaz derecede önemliler. O nedenle tüm yaşamımız boyunca antosiyaninlerin düzenli tüketimi, stresle mücadele etmede en etkili ajan. Hal böyle olunca aslında strese bağlı gelişen hastalıkların da üstesinden gelmiş oluyoruz.
Onun haricinde antosiyaninler kolesterol ile mücadelede, kalp-damar sağlığının korunmasında ve cilt sağlığının güçlendirilmesinde (örneğin parlak bir cilde sahip olmada) çok ama çok etkililer.
Damar sağlığının iyileştirilmesi ve mental sağlığın güçlendirmesi nedeniyle de aslında sporcuların örneğin başarı kazanmasında, özellikle de olimpiyatlarda kazanılan madalyalarımızın arttırılmasında, antosiyanin zengini beslenme müthiş bir reçete. Yurtdışındaki yoğun madalya kazanan ülkelerdeki sporcuların beslenmesi hep ama hep antosiyanince zenginleştirilmiş.. Ülkemizde de keşke böyle uygulamalara yer verilse..

Mor meyve üretimi tüm Dünya’da bahsettiğim bu nedenlerden dolayı giderek artmakta. Ülkemizde de yaban mersini, böğürtlen, frambuaz gibi meyvelerin tarımsal üretim kapasiteleri yükselmekte. Temel olarak bilinen bu mor meyvelere ek olarak aronya gibi, siyah frenk üzümü gibi antosiyanince zengin meyvelerin de tarımsal üretimlerinin artması ülkemiz adına çok kritik önemde.
Tarımsal olarak mor meyvelerin üretimi artsa da, özellikle bu mor meyvelerden insanlarımızın sürekli olarak tüketebileceği, farklı formlarda yaşamlarımızda her an morların olmasını sağlayabilecek yenilikçi gıdaların ya da gıda preparatlarının da geliştirilmesi gerekiyor. Bu konuda daha sonra daha detaylıca yazacağım.
Mor meyveleri düzenli olarak tüketmek istiyorsanız, ülkemizde ekonomik seçenekler artık var. Örneğin kendi beslenmemde Migros’larda bulduğum LAVİ markasıyla üretimi Batman’da olan Fernas Gıda’nın muhteşem mor meyvelerini herhalde son 6 aydır her gün düzenli olarak tüketiyorum. Buna ek olarak bugün IFF’s Gıda’nın File Marketlerde Siyah Frenk Üzümü’ne rastladım. Gerçekten ikisi de inanılmaz lezzetteler.


Hafta içi bu dondurulmuş meyveleri bir kase şeklinde, çözündürerek tüketiyorum. Ama haftasonuna özel bir kokteyl formülümü de sizlerle paylaşmadan edemeyeceğim.
-Yine bir kase dolusu mor meyve (çözündürülmüş)
-Yarım küçük şişe tonik
-az miktarda taze nane, kuzu kulağı, reyhan karışımı
-bir çorba kaşığı saf kolajen
-bir adet yerli muz
Tonik hariç hepsini blendırda hızlıca çekiyorum. Sonrasında üzerine yarım şişe tonik ekliyor ve karıştırıyorum. Gerçekten muhteşem bir lezzet oluyor ve bu lezzeti özellikle öğlen yemeğinden önce aç karnına tüketiyorum (ki tüm antioksidanlardan vücudum maksimum faydalanabilsin).
Yeni bir yaşama başlamaya karar verdiğinizde, her gün yapacağınız 10 dakikalık egzersizler ve düzenli mor meyve tüketimi, sizlerin gelecek sağlığı açısından muazzam fayda sağlayacak muhteşem yaşam desteği olacağından eminim.
Keyifli bir Pazar günü geçirmeniz dileğiyle.



Bir Cevap Yazın