
Pandemi sırasında ve özellikle de sonrasında yaşanılan “farkındalık” nedeniyle, tüm Dünya’da çok güçlü bir değişim rüzgarı esmeye başlamıştı. Bu değişim rüzgarı öncelikle iklim krizini konu alan bilimsel çalışmaların, doğrudan sosyal ve ticari hayata yansımasıyla başladı. Bir çok ülkede örneğin milyar tonlarla kullanılan “plastik” tartışılır oldu, petrol keza öyle. Bunlar daha size sayabileceğim çok kaba örnekler. Üretim süreçlerinde “karbon salım analizi”, “su ayak izi analizi” gibi şeylere dikkat eder olduk. Enerjinin dönüşümü ise gerçekten muazzamdı. Sürdürülebilirlik adına güneş panellerinden, rüzgar enerjilerine, dalga enerjisinden, biyoyakıtlara kadar çok farklı enerji kaynaklarını kullanacak teknolojiler gelişti. Ve hidrojen gibi inanılmaz farklı kaynakların enerji kaynağı olarak kullanılabileceğini hem düşünmeye, hem uygulamaya başladık.
Tüm Dünya’da insanlık inanılmaz bir dönüşüm içerisinde. Bu cümleyi belki binlerce defa yazmışımdır. Bu dönüşüm gerçekten çok derinden gelen ve süratle güçlenen bir dönüşüm, bir değişim. Dijital zeka araçlarının yaşamlarımıza girmesi ile birlikte bu dönüşümün hızı inanılmaz derecede hızlanacak. Bilim alanında araştırmaların hızı 10x ile 100x ile artabileceği tartışabiliyor. Bunun neleri getirebileceğini hayal bile edemiyorum. Gerçekten beni yıllardır sabahın erken saatlerinde yataktan kaldıran bu bilimsel ilerleme rüzgarının kasırgaya dönmesi gerçekten muhteşem bir şey.
Böyle bir atmosferde, yani tüm Dünya’nın değişim rüzgarını alabildiğine arkasına aldığı, ve temelde bilimle güçlenen bu rüzgarın içerisinde, neredeyse insanlığın yarısı bu yıl seçimlere gidiyor. Gelişmiş ülkelerden, gelişmekte olan ülkelere kadar çok büyük bir nüfus bu yıl “sandığa” gidiyor. Ve bu zamana kadar gördüğüm tek şey şu.. Sandıktan her zaman “değişim ve gençlik” çıkıyor. 30-32 yaşındaki insanlar ülkelerin yönetimlerinde rol oynamaya başlıyor örneğin. Yeşil dönüşümle, bilimle ve teknoloji ile ilgili “geleceği yüksek teknoloji ile örenler” bu seçimlerde farklı konumlarda oluyorlar. Konunun emin olun bizim bildiğimiz siyasetle falan ilgisi yok. İnsanlık, geleceğini teminat altına bilimle, teknoloji ile, inovasyon ile almak istiyor.
Değişim, eski Türkçe’de -teğiş- “yerine geçmek, denkleşmek, yerine geçmek” anlamlarına gelen bir kelime. Dünya’daki bu kabuk değişim, yeni bir çağın başlangıç sürecinde en ama en çok gençlere vazifeler düşüyor. Çünkü bu değişimin meşalesini onlar taşıyorlar. Değişim adına yapacakları o kadar ama o kadar çok şey var ki. Kendi açımdan bakıp, gördüklerimi buradan tek tek yazacağım. Belki geleceğe biraz daha ışık tutar diye düşünüyorum.
Mesela, küçücük bir örnek vermek istiyorum. Dünya’da şirketler çok uzun zamandan bu yana “diploma niteliği” konusunda tamamen gözleri kör. Yani Dünya’nın en büyük şirketlerinde çalışmak için aradıkları bölümde okumuş olmanız gerekmiyor. Hele ki şimdiki Dünya’da hiç gerekmiyor. Dünya’da diploma şartı aramayan bazı şirketlere örnek olarak Google, Apple, Netflix, Tesla ve Virgin Galactic verilebilir. Yani aslında kendinizi geliştirdiğiniz oranda gelecekte “iş” bulabilecek, iş yapabileceksiniz. Bu sadece küçücük bir anekdot.
Gençler, siz bu ülkenin geleceğisiniz. Her biriniz kendinizi ne kadar geliştirirseniz, bu ülke o kadar gelişecek. Her biriniz kendinize ne kadar değer verirseniz, bu ülke kendini o kadar değerli görecek. O kadar geleceği yakalayan projeleri hayata geçirecek. Sizler adına gelecek günlerde muhteşem projeler açıklayacağım. Ümidim, her zaman sizdeydi, hep de öyle kalacak.



Bir Cevap Yazın